Sınav kaygısı, üniversite ve
lise giriş sınavlarına hazırlanan adayların ve ailelerinin en
büyük sorunlarından biri. Doç. Dr. Bengi Semerci, sınav kaygısını
en aza indirmek için ailelere ve öğrencilere önemli görevler düştüğünü
söylüyor...
Sınava
hazırlanan öğrencinin psikolojisi nasıldır? Sınavları iki temel
bölümde ele almakta fayda var... İlki günlük sınavlar yani normal
sınavlar, ikincisi ise üniversite sınavı ya da liselere giriş
sınavı gibi insan yaşantısını etkileyecek sınavlardır. Sınav kaygısı
dediğimiz durum, kişinin sınava girmeden önce bütün kaygı belirtilerini
göstermesidir. Bu durum yalnızca kişinin çalışmaması ile bağlantılı
değildir. Sınavla ilgili olarak kafada yaratılan olumsuz düşünceler,
karşılaşılan herhangi bir güçlükten sonra sınavın kötü geçeceğine
dair yaklaşımlar kaygıyı yoğunlaştıran faktörlerin başında gelmektedir.
Fizyolojik kaygı belirtileri kalp çarpması, terleme ya da buz
kesilme, karın ağrısı, mide bulantısı, konuşmada zorluk şeklinde
kendini gosterir. Bu belirtiler nedeniyle öğrencinin performansında
düşme olur.
Sınav kaygısı günlük sınavlarda da ortaya çıkabilen bir kaygıdır.
Bazen hiçbir kaygısı olmamasına rağmen üniversite ya da liselere
giriş sınavı gibi sınavlarda birden kaygının ortaya çıktığı durumları
görüyoruz. Başarısız olursam korkuları, kesinlikle başarılı olamayacağım
yargıları, hiçbir şey hatırlamadığım hiçbir şey bilmediğini düşünmek,
aile ve yakınlarını hayal kırıklığına uğratacağını düşünme, kaybederse
asla tekrar denemeyeceğini ya da kendini toparlayamayacağını düşünme
hissedilen olumsuz duygulardan başlıcalarıdır.
Sınav kaygısında
ailenin etkisi var mıdır?
Yaşa göre değişmekle birlikte, öncelikle sınav kaygısını başarılı
olmama korkusu olan ve bu korkunun da aileler tarafından desteklendiği
çocuklarda daha sık görüyoruz. Eğer çocuk ailenin başarıyı çok
istediğini hissederse ve bu yönde yetiştirilmişse şöyle bir denklem
kurar: "Başarılı olursam ailem beni sever, başarısız olursam ailem
beni sevmez". Bu durum kaygıyı artırır. Sadece sınavda başarılı
olmak değil, ailenin gözündeki konumunu, yerini ve daha da önemlisi
sevgisini buna bağlamak çocukta büyük bir sıkıntı yaratır. Büyük
sınavlar öncesi aileler, bir yandan "bu yalnızca bir sınav" gibi
söylemlerde bulunmakta diğer yandan da konuşmalarının içinde sınavın
bütün hayatını degiştireceğini, üniversite sınavını kazanmasının
bundan sonraki bütün hayatının belirleyicisi olacağını söylemektedirler.
Bu söylemler çocukların bu yöndeki kaygılarını artırmaktadır.
Fazla kaygının öğrenci üzerindeki olumsuz
etkileri nelerdir?
Kişinin fizyolojik belirtileri hissetmesi, düşünce sisteminin
oraya takılmasına, bedeniyle uğraşmasına, sınava olan ilgisinin
azalmasına ve dolayısıyla sınavda başarısızlığa neden olur. Bunun
yanı sıra sınavda başarısız olacağım kaygısı, çocuğun ya da gencin
soruları okurken "ben bunu zaten yapamayacağım, ya yapamazsam
ne olacak" kaygısıyla soruları yanlış okumasına neden olabilir.
Ya da sınavda soru kaydırma, yakın yanıtları birbirine karıştırma
gibi sonuçlarla da karşılaşabilir.

Kaygıyı önlemek için neler önerirsiniz?
Eğer bir çocuk okul hayatındaki günlük rutin sınavlarında dahi
kaygılıysa duruma iki yönden bakmak gerekiyor. Birincisi çocuğun
kişilik özellikleridir. Bu kadar kaygılı olmasını gerektirecek
herhangi bir kişisel sorunu var mı, bu sorun ile nasıl baş edebiliriz
soruları önemlidir. İkincisi ise ailenin bunu destekleyiciliğidir.
Eğer çok çalışkan, hep başarılı bilinen çocuklar arada bir kötü
not alırlarsa verilen tepki genellikle kötü not alan ya da ortalama
düzeyde alan çocuklara verilen tepkiden çok daha şiddetli olabiliyor.
Ailenin fark etmeden bütün sevgiyi başarıya, sınav sonuçlarına
bağlaması gibi davranışlar da üzerinde durulması gereken önemli
noktalardır. Bu durum karşısında ailelerin tutumlarını değiştirmesi
gerekir. Tüm bunlara rağmen çocuğun kaygısı ile baş edilemiyorsa,
ilaç kullanımına sınav kaygısının boyutları çok iyi belirlendikten
sonra, aile değerlendirildikten ve başka bulgular olup olmadığı
saptandıktan sonra mutlaka bir uzman tarafından izin verilmesi
gerekir.
Sınav
öncesi ne yapılmalı?
Bu dönemdeki en uygun davranış stili sınav yaklaştıkca mümkün
olduğu kadar nötr olmaktır. Çocuğa "ne yapman ve nasıl davranman
gerektiğini biliyorsun" şeklinde yaklaşılmalıdır. Çocuğa hem davranışlarımızla
hem de sözel olarak sınavın önemli olduğunu ama her şeyin başlangıcı
ya da sonu olmadığını ve her koşulda onun yanında olacaklarını
hissettirmek önemlidir. Tüm bunlara rağmen sonuç alınamıyor ve
çocuğun kaygısı artıyorsa o zaman profesyonel bir yardım almak
faydalı olacaktır.