Markalaşmayla
birlikte toptancı ve perakendeci de bir anlamda özgürleşir. Marka
söz konusu olduğunda bütün sorumluluk üreticiye aittir. Toptancı
ve perakendeci olması gerektiği gibi artık üreticiyle tüketici
arasında bir köprüdür...
Marka nedir?
Sözcük tanımı açısından bakıldığında marka, bir ürün ya da hizmeti
tanımlayan, bu ürün ya da hizmeti rakiplerden ayırt etmeye ve
farklılaştırmaya yarayan bir isim, sözcük, terim, harf, sembol,
şekil veya bunların bileşimidir. Marka benzer ürünler arasında
tüketicilerin karşılaştırma yapmasını sağlar. Tüketici, farklı
kurumların aynı ürün grubunda satışa sundukları ürünler arasında
fiyat ve değer karşılaştırması yapar. Bu sayede kendisi için en
uygun ürünü seçer.
Ancak aslında markanın tanımı bu kadar basit ve teknik değildir.
Marka, ürünlerin tüketici ile kurduğu mantıksal ve duygusal ilişkinin
bütünüdür. Mesela tüketiciler herhangi bir deterjan markasını
sadece çamaşırlarını iyi temizlediği için değil, o marka onlara
fonksiyonel fayda (yani temizlik) dışında şeyler de ifade ettiği
için tercih ederler. Örneğin Alo, tüketicisine senelerce sadece
en beyaz çamaşırları vaat etmedi. Bunun yanında dedi ki: "Çamaşırlarınız
o kadar beyaz olur ki onları gururla asabilirsiniz." Öte
yandan Omo "Kirlenmek güzeldir" derken aslında çamaşırlardaki
lekelerin Omo'yla kolayca temizlendiğini, dolayısıyla da artık
annelerin çocukları oyun oynarken ya da bir şeyler öğrenirken
üstlerini başlarını kirletti diye endişe etmemeleri, tam tersine
onları teşvik etmeleri gerektiğini söylüyor. Böylelikle de bu
markalar, marka ile tüketici arasında sadece fonksiyonel değil,
duygusal bir bağ da kurmaya çalışıyorlar.
Benzer örnekleri kendi kategorimizden de verebiliriz. Örneğin
Eti Browni tüketicisine sadece lezzetli bir çikolatalı kek önermiyor.
Bu kekin tek başına, insanın mutsuz anlarında onu mutlu etmeye
yardımcı olacağını da vaat ediyor.
İşte tüm bu fonksiyonel ve duygusal vaatler, ürün tarafından
da gerçekleştiriliyorsa marka ile tüketici arasında güçlü bir
bağ oluşması yolunda sağlıklı adımlar da atılmaya başlanmış oluyor.
Ürün ya da hizmetle marka arasındaki fark
nedir?
Marka, bir ürün ya da hizmete isim ve kişilik verir. Tüketicilerin
zihninde kendine ait bir yer edinmesine yardımcı olur. Bu da,
satın alma kararı esnasında ürünün rakipleri arasından sıyrılarak
tercih edilmesini sağlar.
Marka ürünle ilgili tüketici talebi yaratır
Marka olmayan ürünler tüketicinin talep etmesiyle değil, satışçının
ya da satış kanalının çabalarıyla satılır. Halbuki marka tüketicinin
tercih yapmasını kolaylaştırır.
Marka tüketicinin, sevdiği, beğendiği, yeniden tüketmek istediği
ürünü tanıması ve diğerlerinden ayırt etmesi için kullandığı en
temel yoldur. Tüketici bir üründen memnun olduğu ve ürün tüketicinin
beklentilerini karşıladığı sürece, aynı ürün tekrar tekrar tüketilir.
Markalı ürünün sorumluluğu üreticide
Markalar üzerlerinde üretici firmanın imzasını taşır. Bu imza
ile üretici firma, üretim, satış ve satış sonrası aşamalarında
ürün üzerindeki sorumluluğun kendisine ait olduğunu beyan etmiş
olur. Yani markalı ürünlerde, tüketicinin ürünle ilgili kalite
ve performans beklentisini karşılama görevinin çok büyük kısmı
üretici firmaya aittir. Markasız ürünlerden bahsettiğimizde ise
tüketicinin ürün kalitesi ve performansı konusunda karşısında
bulabileceği tek ilgili, satış kanalıdır. Bu sorumluluktan dolayı
markalaşma yolunu seçen üreticiler başarılı olmak için her aşamada
ürünün kalitesini ve performansını yüksek tutmanın yollarını ararlar.
Tüketicinin, satışçının ve satış kanalının şikayetlerini ve önerilerini
dikkate alarak çözümler üretmeye çalışırlar.
Üretici firmalar markalarının uzun ömürlü olması isterler. Çünkü
bu markaların yaratılması için büyük yatırımlar yapılmıştır ve
markanın başarısız ya da kısa ömürlü olması bu yatırımın boşa
gitmesi anlamına gelir. Bu nedenle marka sahibi kurum, markasının
uzun ömürlü olması ve yaptığı yatırımın karşılığını alması için
tüketici beklentilerindeki değişimi sürekli olarak, yakın bir
şekilde takip etmek zorundadır. Bir markanın başarılı olabilmesi
için sürekli olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Üretici firma,
markasının performansını takip ederek, sürekli gelişen tüketici
beklentilerini ne ölçüde karşıladığını inceler. Gerekli görülen
zamanlarda yeni yatırımlar yapılarak markanın kalite ve performansı
artırılır.
Üretici markasını tanıtır
Üretici firma tüketici beklentilerine cevap veren markaları yarattığında,
bu markaların tüketiciye tanıtılmasında da sorumluluğu üzerine
alır ve tanıtım için de yatırım yapar.
Sonuçta her ürün -temel ya da gelişmiş- bir tüketici ihtiyacını
karşılamaktadır. Markanın arkasında imzası bulunan kurum, markasının
hangi tüketici ihtiyacını, nasıl karşıladığını düzenli olarak
tüketicilere anlatır. Bu sayede tüketici henüz satış noktasına
gelmeden ürün ile tanışmış, kendisi için uygun olup olmadığına
karar vermiş, yani ürün ile ilk bağlantısını kurmuş olur.
Satış noktasının yapması gereken tek şey,
doğru markaları bulmak
Markaların olmadığı ortamda tüketici ürün veya hizmetle ilgili
tüm konularda sorumlu olarak satış kanallarını görür. Oysa markalaşma
ile satış kanalları, ürün ile tüketici arasında ürünün tüketiciye
ulaşmasını sağlayan aracı konumuna gelmekte, asıl sorumluluk üreticiye,
markanın arkasına imzasını atan firmaya geçmektedir.
Tüketicilerin beklentileri sürekli olarak değişir. Ancak tüketiciler
bir markayı beğendiklerinde düzenli olarak o markayı tüketmek
ister. Değişen, gelişen beklentilerine cevap verdiği sürece de
aynı markalı ürünleri tüketmeye devam ederler. Bu nedenle tüketici
beklentilerine cevap veren, kalite ve performans konusunda başarılı,
değişen tüketici beklentileri doğrultusunda ürününü geliştiren
ve ürünün tanıtımını doğru yapan kurumların markalarını tüketiciye
sunan toptancı/perakendeci, kendisi adına sorunsuz işleyen, kârlı
bir iş ortamı kurmayı başarır.
Toptancı/perakendecinin yapması gereken, çevresindeki tüketicilerin
beklentilerini anlayarak, bu tüketici grubu için en uygun marka
portföyünü oluşturmaktır. Zaman içinde bu markaların satış performansları
incelenerek, kendi tüketici grubu tarafından tercih edilmeyen
markalar portföyden çıkarılmalı ve değişen tüketici beklentilerine
cevap veren markalar portföye eklenmelidir.
Reklam / iletişim niçin önemlidir?
Marka olma süreci bugünden yarına gerçekleşen, kolay ve kendiliğinden
gelişen bir süreç değildir. Bugünün önemli markaları yıllardan
beri iletişime sürekli, düzenli ve tutarlı yatırım yaparak bulundukları
konuma gelmişlerdir. Bu noktada yukarıdaki üç kelimeyi biraz açmak
gerekiyor:
• Sürekli ve düzenli: Reklam ve iletişim aktiviteleri hangi ağırlıkta
olursa olsun, sürekli ve düzenli olmalıdır. Yani mesela markanın
satışları iyi gidiyor diye ya da rakip iletişim faaliyetlerine
ara verdi diye reklamı uzun kesintilere uğratmak, bir sene reklam
yapılan bir markaya bir sonraki sene hiçbir iletişim faaliyetinde
bulunmamak, büyük emek ve maddi yatırımlarla yaratılan bir markanın
inanılamayacak kadar kısa bir süre içinde tüketicinin zihnindeki
yerini kaybetmesine sebep olur.
•Tutarlı: Markalar insanlar gibidir ve güven telkin etmeleri için
tutarlı olmaları gerekir. Eğer söylemlerini sık sık değiştirirlerse,
söyledikleri ne kadar doğru ve anlam ifade eder olsa da güven
uyandırmaları ve inandırıcı olmaları mümkün değildir.
Eti'nin hayat çizgisinde markaların önemi
Eti kuruluşundan bu yana markalarına ve markalaşmaya büyük önem
vermiştir. Zaten bu çabaların neticesinde de tüketici gözünde
bugünkü saygın ve güvenilir konumuna gelmiştir. Ancak son yıllarda
Eti ile birlikte alt markalarının da yaratılmasına ve iletişimine
büyük önem verilmektedir. Tutku, Form, Browni, Topkek, Popkek
ve bunun gibi diğer alt markalar, bu çabaların meyveleridir. Gerçekten
de bu başarılı alt markalar, Eti markasına sadece ticari başarı
getirmekle kalmamış, aynı zamanda marka imajına ve itibarına da
olumlu katkılarda bulunmuştur.
Tutku, başarılı ürün ve başarılı marka stratejisine verilebilecek
en güzel örneklerden biridir. Çok kısa bir zaman diliminde, eski
ve büyük bir rakibin olduğu bir kategoride oyunun adını değiştirmiş
ve Eti'nin en büyük, en çok talep edilen markası haline gelmiştir.
Browni ve Form ise lezzetli ürünler ve tüketici ile kurduğu güçlü
iletişim sayesinde kısa sürede yarattıkları kategorilere adlarını
vermiş markalarımızdır.
Eti, kuruluş olarak markaların ve markalaşmanın önemine inanıyor.
Ve tüm faaliyetlerini de (son yıllarda daha da yoğunlaştırarak)
bu doğrultuda devam ettiriyor. Eti bugünlere bu bakış açısı sayesinde
geldi, yarınlara da aynı bakış açısıyla güçlenerek ilerleyecek...