İnsan kaynakları yönetimi, başlangıçta büyük ölçekli işletmelerde
uygulanmasına karşın günümüzde; orta, hatta küçük ölçekli işletmeler
için de yükselen değer haline gelmiştir. Bunun nedeniyse şüphesiz,
insan kaynakları yönetimi uygulamalarının rekabet yarışında önemli
avantajlar sağlamasıdır.
İnsan kaynakları yönetimi
İnsan kaynakları yönetimi kavramı özellikle 20. yüzyılın ikinci
yarısından sonra küreselleşme, çokuluslu şirketler ve esneklik
kavramları ile birlikte en çok kullanılan ve tartışılan terimler
arasında yer almaktadır. Bu yönetim anlayışının beraberinde getirdiği
değişim süreci, 21.yüzyılda da tartışmaların odağında olmayı sürdürecektir.
İnsan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının neler olduğunu anlamak
için öncelikle, Türkiye'de yükselen bir değer olarak algılanan
ve klasik personel yönetiminin yerine geçen bu kavramla, aslen
neyin ifade edildiği kavranmalıdır.

Yönetim kavramı
İnsan kaynakları yönetimi anlayışının ortaya çıkışı ve bu alanda
ciddi çalışmaların gerçekleştirilmesi 1950'li yıllarda oluşmaya
başlamıştır. 1980'li yıllarda gelişim gösteren yönetim anlayışı,
1990'lı yıllar ile birlikte büyümüş ve stratejik bir alan olarak
yeniden tanımlanmıştır. Günümüze gelindiğinde ise, insan kaynakları
yönetiminin altın çağını yaşadığını söylemek mümkündür.
Yükselen bir değer olarak insan kaynakları yönetimine ilişkin
farklı tanımlamalar karşımıza çıkıyorsa da en basit anlamıyla
bu kavramı; "bir işletmede insan kaynakları, yani çalışanları
en etkin ve verimli biçimde harekete geçirecek faaliyetlerin tümü"
olarak tanımlayabiliriz.
İnsan kaynakları yönetim anlayışını klasik personel yönetiminden
farklılaştıran en önemli noktalardan biri ise, insan unsurunun
üretim sürecinde maliyet yaratan bir girdi olarak değil, geliştirilmesi
ve korunması gereken bir değer olarak ele alınmasıdır. Diğer bir
nokta ise; insan kaynakları yönetiminin işletmenin organizasyon
yapısında personel yönetiminin aksine tamamlayıcı bir fonksiyonun
ötesine geçerek, işletmede stratejik bir konum almasıdır. Bir
işletmede personel birimi departmanı ile insan kaynakları departmanı
arasındaki dönüşüm süreci, anlayışın değişmesi ile mümkün olacaktır.
İnsan kaynakları yönetiminin fonksiyonları
Bir işletmede istihdam edilmekte olan insan gücünün en etkin ve
verimli biçimde kullanılması, adeta sihirli bir kavram haline
gelmiş olan insan kaynakları yönetiminin asıl hedefini oluşturmaktadır.
Bu amaca ulaşmak için kullanılacak fonksiyonların tümü, "insan
kaynakları yönetimi fonksiyonları" olarak adlandırılmaktadır.
Bu fonksiyonlar arasında; işletmede kısa, orta ve uzun vadede
ortaya çıkacak olan işgücü ihtiyacının belirlenmesi, personelin
programlı bir şekilde seçilmesi, ve işe alınması yer almaktadır.
Ayrıca personel planlaması, çalışanların değişen koşullara göre
vasıflarını yükseltebilmelerine yönelik eğitim faaliyetleri, çalışanların
performanslarının değerlendirilmesi ve buna yönelik bir ücret
politikasının izlenmesi gibi başka fonksiyonlar da bulunmuktadır.
Tüm bu fonksiyonlar oluşturulup uygulanırken her ülkenin kendine
has koşulları olduğu dikkate alınmalı ve uygulamalarda yasal çerçevenin
çok büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır.
Türkiye ve insan kaynakları yönetimi
İnsan kaynakları yönetimi anlayışı, başlangıçta büyük ölçekli
işletmelerde uygulanmakla birlikte, giderek artan bir trend ile
orta, hatta küçük ölçekli işletmelerde de uygulanır hale gelmiştir.
Bunun ardında yatan neden ise hiç şüphesiz, insan kaynakları yönetimi
uygulamalarının işletmeler için giderek daha sertleşen rekabet
yarışında önemli avantajlar sağlamasıdır. Ancak bununla birlikte
değişim süreci içine girmiş olan tüm işletmelerin, gerçek anlamda
insan kaynakları yönetimi anlayışını kavradıkları ve uyguladıklarını
iddia edebilmek güçtür. Büyük işletmelerde birçok başarılı örneğin
karşımıza çıkmasına karşın, KOBİ'ler daha emekleme aşamasındadırlar.
Genel bir tespitle, Türkiye'deki uygulamalarda halen insan, bir
değer olarak ele alınmamaktadır.
İnsan kaynakları yönetimine ait tüm fonksiyonların, her işletmede
uygulanması mümkün değildir. İşletme ölçeği küçüldükçe fonksiyonların
yeniden belirlenmesi ve içeriklerin tanımlanması gerekmektedir.
Özellikle Türkiye ekonomisinde küçük ölçekli işyerlerinin ağırlıkları
göz önünde bulundurulduğunda, konunun farklı bir açıdan değerlendirilmesi
kaçınılmazdır.
İnsan kaynakları yönetimi açısından ülkemizde en önemli gelişme,
hiç şüphesiz 2003 yılının haziran ayında yürürlüğe giren yeni
iş kanunudur. Bu kanunun içermiş olduğu yeni hükümler; özellikle
işe alım, işten çıkarma, çalışma süreleri, performans değerlendirme
kriterleri açısından çok önemli yeni düzenlemeler getirmiştir.
İnsan kaynakları yönetimi, yükselen bir değer olarak tüm işletmelerin
bir dönüşüm süreci içine girmelerini zorunlu kılmıştır. Bu değişim
başarılı bir biçimde uygulandığında salt işletmelerin rekabet
güçleri artmamakta, çalışanların işyerindeki memnuniyetleri de
yükselmektedir. Bu ise yine genel olarak verimliğin yükselmesini
sağlamaktadır.