Günümüzün artan rekabet koşullarında işletmeler, rakiplerine
göre avantaj sağlayabilmek ve daha çok müşteriyi ikna edebilmek
için çabalıyor. Bu çabalar; karşımıza taviz, artan müşteri şikayetleri
veya müşteri memnuniyetsizliği olarak çıkıyor.
Memnuniyetsiz
müşteri ile şikayetçi müşteri birbirinden farklıdır. Müşteri memnuniyetsizliğinin
nedenlerini düşündüğümüzde ilk olarak aklımıza gelen, beklenti
ve ihtiyaçların karşılanmadığıdır. Eğer bir işletme sunduğu ürün
ve hizmetler ile müşterilerinin beklentilerini ve ihtiyaçlarını
karşılamazsa; müşteri memnuniyetsizliği ile karşı karşıya demektir.
Böyle bir durumda işletme, adeta kendi sonunu hazırlar.
Müşteri şikayeti, müşteri memnuniyetsizliğinin bir ileri aşamasıdır.
Bazen müşteriler memnun olmadıkları ürünleri şikayet etmezler.
İşletmeler bu tip müşterileri yakından izlemeli, memnuniyetsizliğin
farkında olmalı ve gerekli önlemleri almalıdır. İşletmelerin yaptığı
en büyük hatalardan biri de, şikayet etmeyen müşteriyi memnun
kabul etmeleridir. Gelişmiş toplumlarda şikayet, müşterinin en
doğal hakkı olarak kabul edilir. Rekabetin yoğun olmadığı ortamlarda
şikayetler işletmeler tarafından önemsenmez ve hak olarak kabul
edilmez; çünkü o ürüne ne olursa olsun sahip olmak isteyen pek
çok müşteri vardır.
Yeni müşteri mi, eski müşteri mi?
Rekabet ortamında müşteriyi elde tutma maliyeti ile yeni müşteriyi
kazanma maliyeti birbirinden farklıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda
yeni müşteriyi kazanma maliyeti, eski müşteriyi elde tutma maliyetinin
iki katıdır. Bu sonuç doğrultusunda işletmelerin en önemli görevi,
müşterilerden gelen şikayetleri çözmek, beklenti ve ihtiyaçları
karşılayarak müşteri memnuniyeti oluşturmaktır.
Rekabet ortamında işletmeler müşteri memnuniyetsizliğini görmezlikten
gelir, sorunları hasır altı ederlerse uzun dönemde müşteri kaybı
ile karşı karşıya kalırlar. Ayrıca şikayetler farklı boyutlara
ulaşabilir ve müşterileri ikna etmek oldukça güçleşebilir.
Bugün dünyanın en gelişmiş ekonomisine sahip olan ABD'de bile
işletmeler müşterilerini ikna etmeye yönelik büyük harcamalar
yapmaktadır. Satış literatüründe "ikna", alıcılar tarafından
inandırıcı ve cazip bulunan bir yaklaşım olarak tanımlanmaktadır.
Bu yaklaşım sürecinde satıcı ikna yeteneği ile müşteri psikolojisini
anlayarak, müşterilerin kendi ürünlerini neden tercih etmediklerini
ve memnuniyetsizliklerinin nedenlerini ortaya çıkarmalıdır.
İkna becerisi geliştirilebilir
İkna becerisi doğuştan var olan bir özellik değil, geliştirilebilen
bir beceridir. Özellikle müşteriyi satın almaya yönelten nedenlerin
ve talebin nasıl karşılanması gerektiğinin bilinmesi gerekir.
Müşteri şikayetlerinin karşılanmasında ikna, satıcıyı başarıya
götüren önemli bir beceri olarak karşımıza çıkmaktadır. Profesyonel
satıcıların iki farklı yaklaşımı vardır. Bunlardan birincisi "etkisel
yaklaşım"dır. Bu yaklaşım, şikayetlerin oluşmasını önlemek
için yapılan çabalardır. Bu çabalar, müşterinin beklenti ve ihtiyaçlarını
ortaya çıkarmayı, beklentilerin karşılanmasına yönelik önlemlerin
alınmasını içerir. İkinci yaklaşım olan "tepkisel yaklaşımlar"
ise şikayetlerin ele alınarak müşterinin beklentileri doğrultusunda
kısa sürede giderilmesidir.
Müşteri
şikayetlerini karşılarken yapılması gerekenler
-
Müşteriden gelen şikayetleri
değerlendirmek
-
Müşteri şikayetleri karşısında
savunmaya geçmemek
-
Müşteriyi yargılamaktan kaçınmak
-
Mazeret üretmemek
-
Her şikayeti bir fırsat olarak
görmek
-
Üreticiyi veya satıcıyı suçlamamak
-
Aşırı tepkiler vermemek
-
Şikayetlere hazırlıklı olmak
ve şikayetleri doğal karşılamak
-
Kelimeleri özenle seçmek,
ikna edici ve inandırıcı olmak
-
Şikayetlerin ayrıntılarını
not etmek
-
Müşterinin içinde bulunduğu
duygu ve düşünceleri anladığınızı belirtmek
-
Hatanız varsa kabul etmek
ve özür dilemek
-
Şikayetlerin çözülmesi için
neler yapılacağını açıklamak
-
Şikayeti bildirdiği için müşteriye
teşekkür etmek