2005 yılı boyunca AB ile ilişkilerin gelişmesi, enflasyonun
tek haneli rakamlar seviyesine gerilemesi ve yılda ortalama %5'lik
büyüme hızı 2006 yılında da, ekonominin itici gücü olarak tanımlanan
perakendecilik sektörünün yüzünü güldürecek.
Perakende sektörü, diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de
ekonominin adeta gözü kulağı gibidir. Ekonomi durumunu en hızlı
ve açık biçimde perakende verilerinden görebiliriz. Perakende
sektörü piyasanın, dolayısıyla ekonominin nabzını elinde tutmaktadır.
Bu yönüyle perakende sektörü, ekonomideki olumlu ya da olumsuz
bütün gelişmeleri ve tüketici eğilimlerini anında yansıtmaktadır.
Üretici ve tüketicilerle iç içe olan perakende sektöründeki gelişmeler
sonucunda yeni sosyal ağlar ortaya çıkmakta, alışveriş olgusu
insanların boş zamanlarını değerlendirme, iletişim kurma ve gündelik
yaşamın sıkıntılarından uzaklaşmak için yapılan bir uğraş haline
gelmektedir. Özellikle büyük şehirlerimizde ardı ardına açılan
alışveriş merkezleri, alışverişi sosyal bir olay haline getirmiştir.
Bu durum, alışverişin "demokratikleşmesi" anlamına gelmektedir.
Artık insanların yaşlı ya da genç, fakir veya zengin olmasına,
nerede yaşadıkları ve ne iş yaptıklarına bakılmaksızın eskisinden
çok daha fazla ve yaygın şekilde perakende mağazalara erişim imkanı
doğmuştur.
Yıldan yıla gerçekleşen büyüme
Bütün bu değişim ve gelişmelerin sonucu olarak perakende sektörü
krizden bu yana oldukça hareketli bir dönem geçirmiş ve köklü
yapısal dönüşümlere sahne olmuştur. Birleşmeler, satın almalar,
yabancıların pazara girişi, büyüme planları, artan yatırımlar
ve büyüyen cirolarla; geçen yıl %10 oranında büyüme kaydeden perakende
sektörü 70 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşmıştır. 2000'li yılların
başındaki toplam cironun 40 milyar dolar civarında olduğu dikkate
alındığında beş yıl içinde önemli bir yol kat edildiği anlaşılmaktadır.
Türkiye'nin ortak olmaya çalıştığı birinci uluslar liginde, gündelik
hayatın ve ekonominin olmazsa olmaz şartları arasında kentleşme,
modern veya organize perakende ticareti de yerini alır. Modern
perakende; ticaret, kentli insanın hayat standartları, konfor,
kolaylık, çeşit ve kültürel tatmin gibi isteklerin yanı sıra zaman
kıtlığına da çözüm getirmektedir. Bu olgu, serbest rekabetin ve
tüketici odaklı ekonomik sistemin gereğidir. Ancak, ülkemiz perakende
sektöründe son yıllarda yaptıkları atılımlar ve yatırımlarla ön
plana çıkan organize perakendecilere rağmen, sektörde organize
olmayan yapı halen ağırlığını korumaktadır.
2005 yılı itibariyle toplam 70 milyar dolarlık perakende ticaret
hacmi içinde organize perakende payının henüz %30'lar civarında
olduğu ifade edilmektedir. Oysa ki bu oran ABD'de %95, Avrupa'da
%80 civarındadır. Bu haliyle Avrupa'nın geçirdiği evrimin bir
benzerini, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin de yaşaması ve organize
perakende payının hızla artması umulmaktadır. Bu beklentilerin
gerçekleşmesi, ülkemizdeki ekonomik ve siyasal istikrarın sürdürülmesiyle
doğrudan ilişkilidir. 2005 yılında ekonomide sağlanan performans
ve yüksek kalkınma hızı, perakende sektörünün de gelişmesine ve
birçok yeni alışveriş merkezinin açılmasına yol açmıştır. 2006
yılında da bu ivmenin devam edeceği ve ekonominin hızını artıracak
gelişmelerin yaşanması beklenmektedir.
2006'ya dair öngörüler
Temel ekonomik göstergelerimiz, yıllar önce bizim gibi atılım
yapmaya çalışan ülkelerdeki düzeylere çok yakındır. AB ile ilişkilerimizin
daha da iyileşmesi, enflasyonun tek haneye gerilemesi, yılda ortalama
%5'lik büyüme hızı, gelirin ve tüketimin artması; ticaret ve
iç turizmin hareketlenmesine yol açmaktadır. İyimser bir yaklaşımla
bütün bunların perakende sektörünü olumlu yönde etkileyeceğini
düşünüyor, 2006 yılında 100 milyar dolarlık bir eşiğin aşılması
hedefine odaklanmış bulunuyoruz. Ulaştığı büyüklük, yarattığı
istihdam olanakları ve katma değerle Türkiye'nin lokomotif sektörlerinden
biri haline gelen organize perakendeciliğin, 2006'da gerçekleştirilecek
yeni yatırımlarla, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da %10 civarında
büyüme oranına ulaşacağı tahmin edilmektedir.
2005 sonundaki sayıları, 103 olarak tespit edilen alışveriş merkezlerinin
sayısının önümüzdeki birkaç yıl içinde tamamlanacak yatırımlarla
birlikte 237'ye ulaşması beklenmektedir. Bu yıl 6 ilimizde ilk
defa bir alışveriş merkezi açılması planlanmakta, ayrıca Anadolu'nun
çeşitli yerlerinde projelendirilmiş yatırımlara devam edilmektedir. Bütün
bu gelişmeler, sosyo ekonomik statü sınıflandırmasında C1 ve C2
olarak adlandırılan grupların büyük bir bölümünün organize perakende
sektörünün müşterileri arasına gireceğine işaret etmektedir. Her
yeni açılan alışveriş merkezi ve büyük mağaza bu gruptaki tüketicilerin
hayatında önemli değişikliklere yol açmakta ve bu merkezleri çağı
yakalayacakları yer olarak görmelerini sağlamaktadır.
Perakendecilikte reform
2006 yılında iki alanda önemli gelişmeler yaşanması bekleniyor.
Marka ve imajın öneminin koruması hatta artması bu gelişmelerden
ilkini oluşturuyor. Özellikle markalı ürünleri keyifli ortamlarda
genç tüketicilere sunan perakendeciler yeni ve farklı cazibe merkezleri
oluşturacaklar. Tahmin edilen ikinci gelişmeyse, kompakt ürünleri
uygun fiyatlarla sunabilen ve belirli uzmanlık alanlarında faaliyet
gösteren perakende mağazalarının sayılarının artmasiyla ilgili.
2006 yılındaki önceliklerden biriyse, perakende sektörünü düzenleyici
reform çalışmalarının sonuçlandırılması olacak. Hem modern perakende
ticaretin hem de geleneksel ticaretin, tüketici ihtiyaçlarına
uygun olarak geliştirilmesi için AB standartlarına paralel olarak
yapılacak bu düzenlemeler, sektörün geleceği açısından büyük önem
taşıyor.
Kaynak:
Yrd. Doç. Dr. Kahraman Arslan - İstanbul Ticaret Üniversitesi