Sınıf çocuk için ayrı bir mücadele ve var
olma alanı... Pedagog, Psikolojik Danışman Belgin Temur, ebeveynlere
"sınıf" dünyasının kapılarını açıyor.
Sınıf
ortamı, çocukların sosyal yaşamda karşılaştıkları ev dışındaki
ilk gerçek sosyal ilişki ortamıdır. Sosyal kurallar, bir grubun
parçası olma, sosyal kabul görme gibi insana ait en temel ihtiyaçlar
ilk kez sınıf ortamında karşılanır. Ayrıca çocukluğun psikolojik
gelişim aşamalarının en önemlilerinden biri olan benmerkezcilikten
sosyalleşmeye geçiş süreci, önce anaokulu sınıfında ardından da
ilkokul sınıfında yaşanır. Çocuk kendi ihtiyaçlarını geciktirmeyi,
sırasını beklemeyi, başkalarının ihtiyaçlarıyla kendi ihtiyaçları
çakıştığında başkalarına da öncelik verebilmeyi bu sayede öğrenir.
Sınıf, bireyler arası iletişimin en yoğun yaşandığı
ortamdır. Çocuk hem yaşıtlarıyla hem de öğretmenleriyle yani otoriteyle
sosyal ilişkiler kurup geliştirmeyi öğrenir. Çocuk okulda hangi
davranışlarının kabul görüp onay aldığını, hangi davranışlarının
yadırganıp eleştirildiğini yaşayarak öğrenir. Yeteneklerini, faklılıklarını
grup sayesinde daha fazla keşfeder. Bu sayede bireyselleşirken
bir yandan da kişiliğini oluşturur. İlkokul yaşlarından itibaren
grup tarafından kabul görmek önem kazanır. Bu nedenle genellikle
çocuklar gruba uyum gösterirler.
Sınıfta genel yapılanma
Sınıfta otoriteyi temsil eden, sınıf kurallarını belirleyen kişi
öğretmendir. Öğretmen tarafından desteklenen, sınıf içinde övülen
çocuklar her zaman diğer çocuklar tarafından daha popüler görüleceklerdir.
Tam tersi, öğretmen tarafından sık sık olumsuz yönleri vurgulanan
çocuklarsa sınıf içinde daha az kabul gören çocuklar olacaklardır.
Sınıf içi ilişkiler
Çocuklar ilkokul çağlarında genellikle kendi cinslerinde arkadaş
edinme eğilimindedirler. Benzer ilgilerinin olması bu arkadaşlıkları
ettikleri bir şeydir. Bu sayede, uyarı aldıkları konularda yalnız
olmadıklarını hissederler. Bazı çocuklarsa henüz grupla ilişki
kurmak konusunda yeterli beceriye ve grubun parçası olmaya hazır
değillerdir. Bu durumda ilgi alma ihtiyaçlarını karşılamak için,
öğretmenin etrafında dolanırlar. Bu çocuklar, öğretmen kendileriyle
kısa süre bile ilgilenmese kendilerini yalnız ve mutsuz hissedebilirler.
Öğretmenin
sınıf içindeki rolü
Kuralı belirleyen kişinin öğretmen olması, sınıf içinde kurallar
ihlal edildiğinde kontrolün de öğretmen tarafından yapılması sonucunu
doğurmaktadır. Genellikle çocuklar otorite figürü yanlarındayken
istendiği gibi davranır, yalnız kaldıklarındaysa kuralı bozma
eğiliminde olurlar. Oysa otokontrol özelliği gelişmiş çocuklar,
hem kurala uymakla ilgili sorun yaşamazlar hem de diğer çocuklarla
ilişkideyken ortaya çıkan sorunlarla baş etme gücüne sahip olabilirler.
Otokontrol özelliği gelişmemiş bir sınıf ortamında
çocuklar genellikle çıkan sorunlarda birbirlerini öğretmene şikayet
etme eğilimindedirler. Bu nedenle çocukların kendi kendilerine
sorun çözme becerisi gelişmeyebilir. Öğretmen çıkan problemler
karşısında kime ne yapacağını söylemek ya da kuralı hatırlatmak
yerine çocuklara bu yaşadıkları sorunla ilgili kendilerinin nasıl
bir çözüm düşündüğünü sormayı tercih etmelidir.
Sınıf içi eşitlik
Öğretmenin en önemli fonksiyonu sınıf içinde eşitliği sağlamaktır.
Çocukların bireyselliklerine önem veren, her birinin farklı yetenek,
ilgi ve kişilik özelliği olduğunu bilen bir öğretmen, tüm çocukların
eğitimden ve öğretimden eşit oranda faydalanmasını sağlayacaktır.
Kendini yalnız hissetmek
Sosyal kabul görmenin önemi düşünülürse çocukların sınıfta tercih
edilmeyen çocuk konumuna düşmeleri ciddi sıkıntıların yaşanmasına
neden olabilir. Bazen başarısızlık veya yetersizlik hissi çocuğun
dışlanmasıyla üst üste gelebilir. Bu durumda önce çocuğun sorununun
ne olduğunu belirlemek önemlidir. Aileyle ilişki kurulup benzer
davranışların ve sorunların okul dışı ortamlarda da yaşanıp yaşanmadığını
araştırmak önemlidir. Çünkü çocuklar bazen farklı ortamlarda farklı
davranabiliriler. Bunu belirlemek, sorunun ortama bağlı olup olmadığı
saptamak açısından önemlidir.