ETİ Lezzet Uygarlığı, 1961 yılında kuruldu ve o günden bugüne,
Anadolu topraklarındaki en lezzetli kültürlerden birini oluşturdu...
1961 yılında kurulan ETİ, 44 yıllık köklü ve güçlü bir kurum.
Günlük hayatımızda geniş yeri olan, büyük küçük herkes tarafından
bilinen bir marka. Yıllar boyunca bisküvi denince akla ilk ETİ
geldi, çayda kahvaltıda hep ETİ yendi... Nesiller, ETİ'yle büyüdü
ve yeni nesilleri ETİ'yle büyütüyorlar.
ETİ, her zaman lezzetli, beğenilen ve sektörde ilk olan ürünler
yarattı. Yıllar boyunca bir bisküvi uygarlığı olarak kendini kanıtlamış
olan ETİ, zaman içinde sınırlarını genişletti ve tamamen hazır
olduğunda, en iyisini yaptığına inandığında, çikolata ve çikolatalı
ürünler pazarına da girdi. Bugün ETİ; kraker, kek, turta, gofret,
çikolata kaplamalı ürünler, çikolata, sağlık ve çocuk ürünleri
kategorilerinde 150 çeşidi aşkın ürüne imza atıyor.
Lezzet sınırlarını büyüten uygarlık yeni imajını tüketicisine
duyurmaya başlıyor...
Tüm bu gelişmeler doğrultusunda ETİ, genel kurumsal iletişimini
bu değişim ve büyüme ile paralel bir yolda sürdürmeye karar verdi.
ETİ'nin kurumsal iletişimi için işbirliği yaptığı ajansı Güzel
Sanatlar Saatchi & Saatchi, yaklaşık bir yıl, ETİ'nin kurumsal
söylemi ve iletişim stratejisi üzerinde çalıştı.
Tüm bu değişim ve büyüme sürecinde öncelikle tüketicilerin ETİ'ye
yaklaşımı ve ETİ'nin şirket içi değerlendirme toplantılarından
çıkan sonuçlar incelendi. Tüketicilerin ve şirketin kendisini
iki değer ile özetlediği görüldü: "Ustalık ve Yenilikçilik".
"Her zaman en iyi ve en kaliteli olanı yapana kadar çalışmak
ve her zaman yenilikçi, alanında 'ilk' ürünler yaratmak."
Türkiye'nin ilk lifli bisküvisi olan Burçak, ilk paketlenmiş kek,
ilk paketlenmiş turta, pakette satılan ilk hazır kızarmış ekmeği
ETİmek, ilk bebe bisküvisi Cicibebe, kağıtta sunulan ilk ıslak
keki Browni Gold, sosyal sorumluluğumuz çerçevesinde çölyak hastaları
için geliştirilen ilk glutensiz bisküvisi Pronot, ETİ'nin 44 yıllık
yolculuğunda yarattığı ilklerden sadece birkaçı.
Yıllarca "Bisküvi denince..." sloganı ile bütünleşen
ETİ, çikolata pazarına da girerek yaşadığı büyümeyle kurumsal
kimliğini tüm ürün gruplarıyla ifade eden bir slogan arayışına
girdi. Artık, bulunacak slogan aynı zamanda kurumun hem geçmişini
hem de geleceğini kucaklayacak bir kavram olmalıydı. Bu kadar
güçlü bir markaya yeni bir slogan ve kavram getirmek kolay olmadı,
birçok alternatif değerlendirildikten sonra mantık aynı noktada
buluştu;
ETİ bir Lezzet Uygarlığı'dır!
Çünkü hem yenilikçi hem de usta olmak uygarlık olabilmenin olmazsa
olmaz özellikleridir. ETİ, Anadolu'dan çıkmış, Anadolu'da büyümüş,
birbiri üzerinde yükselmiş kültürlerimizin bir parçasıdır. İsmini
ve logosunu Anadolu'nun ilk uygarlıklarından birinden almıştır...
ETİ, logosunda sembolize ettiği güneş gibi bu ülkenin aydınlık
ve uygar yüzüdür.
ETİ ve Lezzet Uygarlığı yan yana geldiğinde, her açıdan birbirlerini
tamamladıkları ve birbirlerine uydukları görüldü. Tüm bu süreç
sonunda köklü ETİ markası, köklerinden gelen ve geleceğe açılan
yolunu buldu. Sonraki aşama değişik mecralarda Lezzet Uygarlığı
kavramını işlemekti. Bu nedenle, öncelikle kurumsal bir imaj filmi
hazırlandı. Filmde, bir grup öğrencinin öğretmenleri eşliğinde,
"Anadolu Uygarlıkları" eserlerinin bulunduğu bir müzeye
yaptıkları gezi anlatıldı. Müzede beklenmedik olaylar oluyor ve
eski uygarlıkların eserleri yeni uygarlığın eserlerine, yani ETİ
ürünlerine kayıtsız kalamıyordu. Kurumsal imaj filmi, aslında
tüm bu çalışmaların özetini oluşturuyordu:
"Anadolu'nun son uygarlığı, ETİ Lezzet
Uygarlığı"
Lezzet Uygarlığı sloganıyla birlikte ETİ, radikal bir değişikliğe
gitmeden, logosundaki güneşi biraz daha ön plana çıkardı. Hitit'in
(ETİ) sembolü olan "güneş"in doğuş teması işlenerek
ETİ Lezzet Uygarlığı'nın aydınlık yüzü simgelendi.
ETİ, reklamda da sınırları kırıyor...
Tüm bu önemli kurumsal hamleler, sadece bir TV imaj filmi ile
kısıtlı kalmamalıydı. İmaj filminin televizyonlarda görülmeye
başlanması ile birlikte izleyiciler, ETİ ismini, yeni sloganını
ve logosunu birçok ETİ ürünü ile birlikte görmeye başladılar.
TV reklam jeneriklerinde, Lezzet Uygarlığı'nın eserleri ait oldukları
"Uygarlık" ile anılmaya başlandı: Tutku, Browni, Popkek,
Çikolata Keyfi, Burçak ve diğerleri... ETİ'nin yeni kurumsal sloganı
ve doğan güneş sembolü tüm ürün reklamlarında kullanılmaya başlandı.
Bu uygulama bundan sonra aynı şekilde devam edecek.
Tüm bu mecraların dışında ETİ, kurum tarihindeki bu önemli dönemeci
farklı bir alanda daha ön plana çıkarmaya karar verdi. Türkiye'de
çok yeni olan, metro istasyonları arasındaki hareketli görüntü
sistemine uygun bir çalışma yapıldı. Bu çalışmanın öncelikli amacı,
ETİ Lezzet Uygarlığı ürünlerinin, tüketici tarafından alışılmadık
bir platformda bir arada görülecek olmasının yaratacağı ilgiyle,
istediğimiz mesajın daha güçlü ulaşmasını sağlamaktır.
ETİ, 44 yıldır kararlılıkla ilerlediği yolunu değiştirmeden,
ama genişleterek, kurumu ve ETİ markasını geleceğe taşıyacak yolunu
çizdi. Bu yol ustalığın, yenilikçiliğin, aydınlığın, lezzetin
ve uygarlığın yolu...