Pazarlamanın müşterilerle uzun süreli ilişkiler kurma hedefi, müşterilerin nasıl tatmin edileceği sorusunu öne çıkarır. Şikayet yönetimi, müşterilerle işletmeler arasında devamlılık sağlayan stratejilerin başında gelir.
"Müşteri Odaklı Pazarlama" ve "İlişkisel Pazarlama"
gibi kavramlar, müşterilerle iletişimin, pazarlama açısından ne
kadar önemli olduğunun birer kanıtıdır. Günümüz pazarlama uygulamalarında
hedeflenen, müşterilerin istek ve ihtiyaçlarına uygun ürünler
üretmek ve onlarla uzun süren ilişkiler kurabilmektir. Her ilişkide
olduğu gibi, pazarlamada da uzun süreli ilişkiler kurabilmek tatmin
duygusuyla mümkündür.
Hatayı
kabul etmek
Bazılarımız, "pazarlama" kavramına inanmış işletmelerin
şikayet yönetimi gibi bir modele ihtiyaçlarının olmadığını düşünebilirler.
Şüphesiz ki her onurlu pazarlamacı, şikayetlere kayıtsız kalmanın
iş ahlakına uygun düşmediğini söyleyecektir. Bununla birlikte,
pazarlama literatürü; şikayetlerin çoğunun göz ardı edildiğini
ya da tatmin edici bir şekilde çözülmediğini gösteren verilerle
doludur. Şikayetlere kayıtsız kalmamanın ön koşulu; gerçekçi olmak,
hata yapılabileceğini kabul etmek, hataların getirebileceği problemleri
saptayıp; hataları düzeltmek için bir eylem planına sahip olmaktır.
Şikayet yönetiminin esasları
Ürün ve hizmete yönelik standartlar ve hedefler belirlemek, kalite
anlayışının bir gereğidir. Standarttan sapılmasıysa son derece
normaldir. Aslında, standarttan sapılması halinde ne tür çözümler
sunulacağı, strateji belirlenirken ana hatlarıyla ortaya çıkmış
olur. Sunulacak çözümlerin detayları belirlenmeli ve daha somut
hale getirilip, çalışanlara aktarılmalıdır. Standartların belirlenmesi
aşamasında, geribildirim sağlanmalı ve şikayet çözüm sistemi işler
hale getirilmelidir.
Standartlar belirlemek:
Standartlar, işletmenin müşterisine sunduğu ürün/hizmet vaadi
ve bu vaatlerin iletişimiyle yakından ilgilidir. Bu nedenle, müşterinin
beklentileri ve tatminiyle de yakından bağlantılıdırlar. Örneğin
hızla yemek yenilen zincirlerde hizmet standardı dakika ile ölçülür;
ama şık bir restoranda hızdan çok yiyecek ve içeceklerin kalitesi,
sunuş şekli öncelikli standarttır. Otomobil lastiğinde kullanım
ömrü, margarinde yumuşak sürüş, standart örneği olabilir.
Sorunlu alanları belirlemek:
Geçmişte alınan şikayetleri toplamak şikayet yönetimini yapılandırmak
isteyenlerin öncelikli işidir. Geçmişte alınan şikayetler, işletmelere
sorun çıkarabilecek alanların ne olduğunu gösterir.
Sunulacak çözümü belirlemek:
Şikayetlerin nasıl ele alınacağına dair açık/belirlenmiş bir rehber
yoksa, çalışanlar müşterilerin sorunlarını nasıl çözeceklerini
bilemezler. Oysa, çalışanlar şikayet aldıklarında ne yapacaklarını
bilmelidirler. Bu nedenle işletmedeki her çalışanın kolayca ulaşabileceği,
sözlü değil yazıya dökülmüş, sade ve anlaşılır, etkili ve güncel
bir sistemle desteklenmiş bir rehber hazırlanabilir. Şikayetleri
rehber hazırlamadan çözmek, yani çözüm için sınır koymamak, alınan
şikayetin müşteri yararına çözümünü sağlar; ancak işletmeye sorun
çıkarabilir. Örneğin, tatminsiz kalmış bir müşteriye ürünü yenilemek
önerilirken, diğerine para iadesi önermek, hem çalışan hem de
müşteri gözünde tutarsızlık yaratır.
Şikayet veri tabanı oluşturup güncel tutmak:
Şikayetlerin işletmeyi geliştirmesi ve şikayetlerden öğrenilmesi,
işletmenin bir veri tabanı oluşturmasıyla başlar. İşletmenin tutacağı
kayıtlar; müşterinin dolduracağı formlar ve işletmenin dolduracağı
formlar şeklinde sınıflandırılabilir. Tutulacak kayıtların belge
niteliği taşıması bir hayli önemlidir. Bir markette alışveriş
yaparken yağ şişesinin müşterinin parmağını kestiğini varsayalım.
Kesik inanılmaz derecede önemsiz de olsa mağazanın yasal süreçlerle
uğraşmaması için önceden belirlenmiş sorun süreci olması şarttır.
Müşterinin hemen uzak ve sakin bir noktaya alınması, parmağına
bandaj yapılırken çay ikram edilmesi, küçük bir sohbetin ardından,
tıbbi bir talebinin olup olmadığının sorulması gerekir. Müşteri
tamamen iyi olduğuna dair bir matbuu mektup imzaladığında, gördüğü
ilgiden memnun mağazadan ayrılabilir.
Şikayet çözümünde dağıtım kanalı desteği
Ürünlerini
dağıtım kanalı desteğiyle satan işletmeler, seçtikleri stratejinin
kanal üyeleri üzerindeki etkisini de dikkate almak zorundadır.
Üretici açısından, perakende noktasında bozuk sütün; üretici nam
ve hesabına yenisiyle değiştirmesinde bir problem olmayabilir.
Bununla beraber bakliyat üreticileri bu tür bir strateji benimsemediğinde
dağıtım kanalı arada kalıyor olabilir. Dahası üreticinin ve perakendecilerin
şikayetlere yaklaşımı birbirine paralel olmalıdır. Müşterileri
için en iyi çözümleri arayan bir üreticinin, sorunlu müşterisini
baştan savan bir perakendeciyle çalışması zordur.
Sorunların bir kısmı dağıtım kanalından kaynaklanır. Örneğin,
dondurma sektöründe dondurucuların sürekli çalışması son derece
önemlidir ve bu tür bir dikkatsizlik gıda zehirlenmelerine bile
yol açabilir. Otomobil endüstrisindeyse sorunların büyük bir kısmı
bakım hizmetlerinden doğar. Bu tür hassasiyeti olan sektörlerde
şikayetlerin çözümü dağıtım kanalında ciddi iş birliği gerektirir.
Dağıtım kanalı üyeleri şikayetin ele alımı stratejisine destek
veriyorlarsa, ortaya çıkan maliyet, firmalar arasında dağıtılabilir.
Dağıtım kanalının etkisi, sadece üretim işletmeleri için değil
turizm gibi hizmet üreten işletmeler için de bir hayli önemlidir.
Dağıtım kanalında yer alan işletmelerin ulaşılabilirliği, şikayetlerin
doğrudan üreticiye yapılması üzerinde etkili olabilmektedir. Dağıtım
kanalına rahatça ulaşıp sorunlarını çözen bir müşteri, üreticiyle
bağlantı kurma gereği duymaz. Perakendeciler genellikle şikayetlerin
ilk iletildiği noktalar olmaları nedeniyle, müşterilerin karşılaştıkları
sorunları çok iyi bilirler. Bu üreticinin bilgiye ulaşma yeteneğini
sınırlandırmakla kalmaz, işletmenin iç süreçlerinde iyileştirmeler
yapmasına da engel olur.
Kaynak:
Gülfidan Barış'ın "Kusursuz Müşteri Memnuniyeti İçin Şikayet
Yönetimi" adlı kitabından derlenmiştir.