mobil menü
TR

Eti Burçak Ve WWF Türkiye İşbirliği

Eti Burçak Ve WWF Türkiye İşbirliği

“İklime Uyum Seferberliği Projesi”nde “Örnek Kasaba” Uygulaması! 

ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, İklime Uyum Seferberliği Projesi’nin 6. yılında ‘Örnek Kasaba’ uygulaması başlattı. Konya’da yeraltı suları bakımından halen varlıklı olan Oğuzeli Kasabası’nı pilot bölge seçen ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, modern sulama yöntemi ile Oğuzeli’ndeki pilot tarlalarda yüzde 40 daha az sulama ile yüzde 25 verimlilik artışı elde edildi. Türkiye’nin “Tahıl Ambarı” Konya Kapalı Havzası’nda su kaynaklarının akılcı kullanımını teşvik etmek amacıyla 2008 yılından bu yana sürdürülen ‘İklime Uyum Seferberliği Projesi’nin 6. yılında ‘Örnek Kasaba’ uygulamasını başlatan ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, Oğuzeli

Kasabası’nı tüm Konya Kapalı Havzası ve hatta Türk tarımı için örnek bir bölge haline getirmeyi hedefliyor.
 
Oğuzeli’nde kısa sürede 5 mısır ve ayçiçeği tarlasında damla sulama ve 1 buğday tarlasında yağmurlama sulama olmak üzere toplam 6 tarlada modern sulama tekniklerine geçen ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, Oğuzeli’ndeki örnek tarlalarda yüzde 40 daha az sulama ile yüzde 25 verimlilik artışı elde etti. Bu amaçla Oğuzeli’nde 2013 yılı sonuna kadar yaklaşık 200 çiftçiye modern sulama konusunda teorik ve uygulamalı eğitim verildi.


2011-2012

“İklime Uyum Seferberliği Projesi” 

ETİ Burçak ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) işbirliği, 2011 yılında “İklime Uyum Seferberliği Projesi” kapsamında, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum konusunda farkındalığını geliştirecek pilot uygulamalarla devam etti. Bu proje ile iklime uyumlu tarımsal üretimin yaygınlaştırılması ve modern sulamaya geçişin hızlandırılması amaçlandı.

Proje kapsamında çiftçiler, verilen eğitim ve destekle doğru sulama yöntemleri hakkında bilgilendirildi ve belirlenen pilot bölgelerde doğru tarım uygulamaları hayata geçirildi. Altınekin ilçesinde iki farklı pilot bölgede buğdayda, Çumra ilçesinde ise arpada yağmurlama sulama uygulaması ve Karapınar’da ayçiçeğinde damla sulama uygulaması yapıldı.

İklime Uyum Seferberliği Projesi ile gerçekleştirilen bu pilot uygulamalarda, kısa zamanda çarpıcı sonuçlar elde edildi. Su ve enerji kullanımında yüzde 47 tasarruf, verimde yüzde 36 artış sağlandı.

Toplam tasarrufta ise gözle görülür olumlu sonuçlara ulaşıldı. Pilot bölgelerde gerçekleştirilen doğru tarım uygulamalarıyla toplamda 10.470 KWH enerji tasarrufu ve 20.640 m3 su tasarrufu sağlandı. Evde kişi başına tüketilen suyun 150 litre olduğunu göz önüne aldığında bu rakam, dört kişiden oluşan 34.000 ailenin bir günlük su tüketimine eşdeğer bir rakam.

ETİ Burçak ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), “İklime Uyum Seferberliği” projesinin daha fazla insana ulaşmasını sağlamak amacıyla bir web sitesi de hazırladı.

Ziyaretçiler, www.iklimeuyumseferberligi.com.tr adresli sitede yer alan manifestoyu imzalayarak gelecek nesillerin suyunun ve toprağının korunmasına destek verebiliyorlar. 

İklime Uyum Seferberliği Projesi, 2012 yılında T.C. Kalkınma Bakanlığı, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın yeşil ekonomi fikrini destekleyen, belirgin çevresel faydalar yaratan, etkin politika ve ölçütlere göre hazırlanan, ekonomik, sosyal ve çevresel anlamda olumlu etki yaratan kriterlere göre belirlediği en iyi uygulamalardan biri seçildi ve Türkiye’nin Ulusal Rio+20 Raporu’nda yer aldı. Proje, Haziran 2012’de Rio+20 Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı'nda tüm dünya için örnek oluşturacak en iyi uygulamalar arasında yer alarak Türkiye'yi temsil etme gururunu yaşadı.


2010

"ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, “Türkiye’nin Yarınları için İklime Uyum Seferberliği” Başlattı!"

Türkiye’nin Yarınları Projesi’nin sonuçlarından hareketle Konya Havzası’nda iklime uyum için yol haritası hazırlandı, Buna göre; Konya Havzası’nda tarımda modern sulamaya geçiş ve ürün deseni değişikliği ile, her yıl İstanbul’un üç yıllık su ihtiyacı kadar su tasarrufu elde edilmesi mümkün.

ETİ Burçak ve WWF-Türkiye işbirliğiyle 2009 yılında gerçekleştirilen Türkiye’nin Yarınları Projesi’nin sonuçlarından hareketle, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla, “Türkiye’nin Yarınları için İklime Uyum Seferberliği Projesi” hayata geçirildi.

Proje için hazırlanan seferberlik tırı ile yola çıkan ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, Konya Havzası’nda tarımsal  üretimde  değişim ve  dönüşüm başlatmak üzere yaklaşık 3.000 çiftçi ve tarım sektörü temsilcisine eğitim vermeyi hedefledi. 11-17 Mayıs tarihleri arasında Konya Havzası’nı gezen seferberlik tırı ile “Türkiye’nin Yarınları Projesi”nin araştırma sonuçlarına dikkat çekilerek değişen iklim koşullarına uyumlu tarım yapabilmenin ve su kaynaklarımızı akılcı kullanmanın yolları aktarıldı. Beyşehir, Çumra, Ereğli, Karapınar, Altınekin olmak üzere Konya’nın 5 ilçesi ve Konya merkezde çiftçilere yönelik düzenlenen eğitimlerin yanı sıra bölgedeki ilçe tarım müdürlükleri, kaymakamlıklar ve çiftçi örgütleri ile görüşülerek harekete geçilmesi yönünde mesajlar verildi. Havzada iklim değişikliğinden doğrudan etkilenen ve etkilenecek olan çiftçilerin ve ilgili tarafların görüşleri, yorumları ve istekleri ilgili merciler ile paylaşıldı. Havzada topyekün bir değişim yaratmayı amaçlayan Seferberlik TIR’ı ile ETİ Burçak ve WWF-Türkiye, çiftçilerin iklim değişikliğine uyum konusunda farkındalıklarını artırırken, aynı zamanda Konya Havzası’ndaki çiftçilerin de sesi oluyor.

Türkiye’nin Yarınları Projesi’nin sonuçları kapsamında, tarımsal üretim ve su miktarı ile tarımdaki su ihtiyaçları hesaplanarak 2015-2030-2050 yılları için dört senaryo geliştirildi. Senaryolarda mevcut sulama ve ürün deseninin yanı sıra alternatif ürünlerin ekilmesi ve modern sulama tekniklerinin uygulanması halinde ihtiyaç duyulacak su miktarları belirlendi. Sonuçlara göre, Konya Havzası’nda tarımda modern sulamaya geçilmesi ve ürün deseninin değiştirilmesi halinde her yıl 2.4 milyar m3 su tasarrufu sağlanabilmesi mümkün. Bu da İstanbul’un 3 yıllık su ihtiyacına karşılık geliyor.

Türkiye’nin Yarınları Projesi’nden ortaya çıkan diğer çarpıcı sonuçlar:

1. 50 yılda bölgedeki sulak alanların %65’i kurudu: Konya Havzası’ndaki mevcut duruma bakıldığında tarımsal üretim ve su kullanımının sürdürülebilir olmadığı görülüyor. Bunun sonucunda son 50 yılda Konya Havzası’ndaki sulak alanların % 65’i kurumuş bulunmakta.

2. Havzadaki kuyuların %70’i kaçak: Havzada bulunan 93.948 adet sondaj kuyusundan; 66.808 tanesi kaçak. Bölgede her yıl İstanbul’un 1,5 yıllık suyu kadar (36 tane Küçük Çekmece Gölü’ne eşit) su fazladan yeraltından çekiliyor, yeraltı suları her geçen gün azalıyor.

3. Havzadaki kuyuların %70’i kaçak: Havzada bulunan 93.948 adet sondaj kuyusundan; 66.808 tanesi kaçak. Bölgede her yıl İstanbul’un 1,5 yıllık suyu kadar (36 tane Küçük Çekmece Gölü’ne eşit) su fazladan yeraltından çekiliyor, yeraltı suları her geçen gün azalıyor.

Türkiye’nin Yarınları Projesi araştırma sonuçları 2015-2030-2050 yıllarında bölgenin iklim fotoğrafını ortaya koyuyor. Buna göre:
  • Konya Havzası’nda 2015 yılına kadar sıcaklıkların 2,5 derece civarında; 2030’ların sonundan itibaren ise 4 ila 6 derece kadar artması bekleniyor.
  • Sıcaklıkların ve buharlaşmanın artmasıyla beraber, 2030’ların sonundan itibaren Konya Havzası’na %20-%30 daha az yağış düşmesi bekleniyor.
  • 2057 önümüzdeki yüzyılın en kurak yılı olacağı tahmin ediliyor.
  • Konya Havzası’nda önümüzdeki 50 yılda yüzey suyunda % 65, yeraltı suyunda %54 azalma olacağı öngörülüyor. Buna bağlı olarak havzadaki toplam kullanılabilir su miktarında %56 azalma bekleniyor.

  • Bilinçlendirme çalışmaları kapsamında gelecekteki iklim değişikliklerine uyum için sunulan öneriler:
  • Modern sulamanın hızlandırılması ve daha az su tüketen ürünlerin ekilmesi
  • Su tüketimi yüksek şeker pancarı, yonca, mısır, ayçiçeği gibi ürünlerin üretim alanlarının dikkate alınması ve gerekirse kısıtlanması
  • Bu ürünlerin yerine suyu daha az kullanan aspir (yağ bitkisi), kanola (yağ bitkisi), soya, sorgum (kuraklığa dayanıklı bir yem bitkisi), nohut, mercimek, silajlık mısır, yulaf, çavdar gibi ürünlerin üretimine ağırlık verilmesi
  • Salma sulamanın terk edilmesi; yerine yağmurlama ve damla sulama sistemlerinin kullanılması
  • Yeraltı suyu kullanımının kontrol altına alınması; kaçak kuyuların acilen kapatılması
  • Havzadaki sulak alanların korunması; zarar görmüş olanların rehabilite edilmesi
  • Çiftçilere yönelik yaygın eğitim faaliyetleri düzenlenmesi


    2009

    "Türkiye'nin Yarınları Projesi"

    2008 yılında “Konya Havzası Modern Sulama Projesi” ile başlayan ETİ Burçak markası ve WWF-Türkiye işbirliğine, 2009 yılında dünyanın en önemli gündem maddelerinden biri haline gelen küresel iklim değişikliğinin Türkiye tarımına etkilerinin incelendiği “Türkiye’nin Yarınları Projesi” ile devam edildi. Proje kapsamında; 2015, 2030 ve 2050 yıllarında Türkiye genelinde iklim senaryoları geliştirildi ve Konya Kapalı Havzası ile Doğu Akdeniz Havzası için iklim değişikliğinin ürün desenine etkileri değerlendirildi. Proje sonunda, ülkenin tahıl ambarlarından olan bu havzaların iklim değişikliği nedeniyle yaşayacağı farklılıklar bilimsel veriler ve modellemeler ışığında ortaya konuldu. Ayrıca, bu yıllar için sıcaklık, yağış ve buharlaşmada meydana gelecek değişimler tespit edilerek, gelecek dönemlerde tarım sektörünün nasıl değişim göstereceği de gözlemlenebildi.

    Projenin ilk aşamasında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) küresel iklim değişikliği ile birlikte Türkiye’nin 2015, 2030 ve 2050 yıllarındaki olası iklim senaryolarını çıkaracak bir araştırma yürüttü. İkinci aşamada ise, bu veriler ışığında Danimarka Hidrolik Enstitüsü (DHI), Türkiye geneli, Konya Kapalı Havzası ve Doğu Akdeniz Havzası özelinde araştırma yürüterek, iklim değişikliğinin mevcut tarımsal üretim faaliyetlerine etkilerini belirledi. Bunun yanı sıra iklim değişikliğinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkisi de vurgulandı.


    2008

    "Konya Havzası Modern Sulama Projesi"

    Ülkemizin tahıl ambarı ve küresel iklim değişikliği dolayısıyla kuraklıktan en çok etkilenecek bölgesi olan Konya Havzası’nın su kaynaklarının korunması amacıyla, ETİ Burçak markamız ve WWF - Türkiye işbirliğinde, bir modern sulama projesi gerçekleştirdik. Bu projemizle, biyolojik çeşitlilik bakımından dünya genelinde en önemli 200 bölgeden biri olan ancak yanlış uygulamalar ve vahşi sulama yöntemleri nedeniyle su kaynakları hızla tükenen Konya Havzası’nda örnek bir proje gerçekleştirerek, yarınlarımıza yatırım yaparak, ülkemizde modern sulama yöntemlerinin yaygınlaşması için öncü olduk. “Konya Havzası Modern Sulama Projesi” kapsamında, yaklaşık 24 milyon litre su kaybı önlendi.

    Tarımsal sulamanın yoğun olduğu Çumra ve Beyşehir’de, buğday ve şeker pancarı ekilen 4 pilot bölgede ‘yağmurlama’ ve ‘damla sulama’ çalışmaları hayata geçirildi.

    Bu çalışmaların sonucu olarak su kullanımında % 50 azalma sağlanarak, 4 kişilik bir ailenin 110 yıllık su harcamasına karşılık gelen su tasarrufu elde edildi. 
    Proje dahilinde, 200 çiftçiye ve yöre halkına eğitimler verildi, modern sulama ekipmanları teşvik edildi ve sonucunda da enerjide   % 58, işçilikte % 87’lik tasarruf sağlanırken, verimlilikte % 30’luk artış yaşandı. Bu da geleneksel sulama yöntemlerinden vazgeçildiği durumda daha az su ve enerjiyle daha çok verim elde edilebileceğinin göstergesi oldu.   

  • Yağmurlama Sulamada Bir Yenilik

    “ETİ Burçak – WWF - Türkiye Konya Havzası Modern Sulama Projesi” kapsamında, yağmurlama sulama olarak bilinen ve ülkemizde bazı bölgelerde yaygın olarak kullanılan sulama sistemine bir yeniliğe gidildi. Sulama sırasında toprağa düşen su taneciklerinin iriliği nedeniyle zamanla toprağın su geçirgenliğini azaltan ve daha fazla su tüketimine neden olan klasik yağmurlama sisteminin aksine, düşük debili yağmurlama başlıkları kullanıldı. Böylece normal yağmurlama sulama başlıklarına göre aynı miktarda suyla iki kat alan sulanabildi. Yağmurlama ve damla sulama gibi sulama yöntemleri ile verimlilik artışları sağlandığı gibi sulamanın zararlı etkileri de azaltılıyor. Modern sulama yöntemleriyle yüzeyde meydana gelen kirlilik, yeraltı sularında nitrat, pestisit, tuz ve potansiyel toksik elementlerden oluşan kirlilik engelleniyor.

    Ülkemizde, son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 4.000’den 1.430 metreküpe düştü ve 2030’da 100 milyon nüfusla kişi başına 1.100 metreküpe düşeceği tahmin ediliyor. Ülkemizde suyun yüzde 72’si tarımda kullanılıyor ve tarımsal sulamanın yüzde 92’si de geleneksel yöntemlerle yapılıyor. Bunun sonucu olarak da suyun %50’den fazlası yanlış ve ilkel sulama yöntemleriyle daha tarlada ürüne ulaşmadan yok oluyor. 

    Su ile İlgili Mevcut Durum 

    Su Yoksa Hayat da Yok: Su tüm canlılar için en önemli doğal kaynaklardan biridir. İnsan kullanımı, ekosistem kullanımı, ekonomik kalkınma, tarımsal üretim, balıkçılık, enerji üretimi, ulusal güvenlik gibi suyun gerekli olduğu birçok sektör vardır. İnsan hiç gıda almadan, yalnızca su içerek yaklaşık 40 gün boyunca yaşamını sürdürebilse de, susuzluğa sadece 10 gün dayanabilir.

    Su Kaynakları Kısıtlı: Dünyadaki toplam suyun % 96’dan fazlası tuzlu sudur. Geriye kalan %4 oranındaki tatlı su kaynaklarının % 70’e yakını buz ve buzulların içinde hapsolmuştur. Tatlı suyun diğer  %  30’u ise yerin altındadır. Nehirler, göller gibi yüzeysel tatlı su kaynakları, dünyadaki toplam suyun yaklaşık % 1’inden daha azını oluşturmaktadır.

    Türkiye Su Zengini Bir Ülke Değil: Türkiye’de son 20 yılda kişi başına düşen su miktarı 4.000 metreküpten 1.430 metreküpe düşmüştür. 2030 yılında nüfusumuzun 100 milyon olacağı ve kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.100 metreküpe düşeceği öngörülmektedir. Türkiye su fakiri bir ülke olma yolunda hızla ilerlemektedir.

    Bütün Sektörlerde Suyu Yanlış Kullanıyoruz: Su kaynakları ile ilgili ülkemizdeki en temel sorun sektörel su kullanımlarındaki plansızlık olarak ortaya çıkmaktadır. Sektörel su kullanımlarına açısından Türkiye’de %72’lik pay tarım sektöründe olup, bunu %18 ile evsel kullanım ve %10 ile endüstriyel kullanımlar izlemektedir. Tarımda, sanayide ve kentsel alanda kaçak kullanım, aşırı tüketim ve kirlilik başlıca sorunlardı.

    Tarımda “Vahşi” Sulama: Suyun önemli bir kısmının tüketildiği tarım sektöründe, sulanabilir arazinin yalnızca %8’inde basınçlı sulama (yağmurlama ve damla sulama); %92’sinde ise hala geleneksel yüzey sulama yöntemleri (karık, tava ve salma sulama) uygulanmaktadır. Bu durum; “sonlu bir kaynak” olan suyun boşa harcanmasına, dağıtım ve drenaj şebekelerinin daha büyük kapasiteli olarak inşa edilmesine ve daha fazla enerji kullanımına, dolayısıyla maliyetin artmasına neden olmaktadır.

    Kentlerden “Sızan” Sular: 2004 yılı “Belediye İçme ve Kullanma Suyu Temel Gösterge Sonuçları”na göre; içme ve kullanma suyu şebekesi için, şebekeye çekilen ile kullanıcılara dağıtılan su miktarı arasındaki fark alınarak hesaplanan şebeke kayıplarının ortalama %55 olduğu belirlenmiştir. Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ının yaşadığı 16 büyükşehir belediyesinde şebekelerdeki su kayıpları ortalama yüzde 50’ye yakındır. 

    Kirlenen Sularımız: 2004 yılı verilerine göre, Türkiye’deki 3.213 belediyenin 319‘unda arıtma tesisi vardır. Atık sulara fiziksel ve biyolojik olarak arıtma yöntemi uygulayan atık su arıtma tesisi sayısı 2004 yılında 168’dir. Ayrıca Türkiye’de ileri arıtma sistemi olan sadece 4 tesis vardır. Dolayısıyla, ülkemizdeki toplam atık su arıtma tesisi sayısı 172’dir. Ayrıca 2004 yılında, ülkemizdeki 65 Organize Sanayi Bölgesi’nin 19’unda arıtma tesisi kullandığı belirlenmiştir. 2004 yılı içerisinde arıtma tesisi olmayan 46 Organize Sanayi Bölgesi’nden toplam 17.432 bin m3/yıl atık su arıtılmadan akarsulara deşarj edilmiştir.

    Alarm Veren Yeraltı Sularımız: Tarımsal sulamanın ve sanayi üretiminin yoğun olduğu bölgelerde (Orta Anadolu, Marmara, Ege, Trakya) kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı yaygındır. Konya Havzası’nda Ocak 2008 itibarıyla bölgenin alansal olarak % 70’lik kısmında çalışma yapılmış ve Nisan 2008 sonu itibarıyla 92.000 adet kuyu tespit edilmiştir. Tespit edilen kuyuların 66.000’i kaçaktır. Konya Havzası’nda 33 yıllık dönemde yeraltı suyu seviyesinde 14,3 metrelik bir düşüş tespit edilmiştir ve bu düşüşün %80'i son 10 yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Ayrıca, Türkiye’deki Organize Sanayi Bölgeleri’nde 2004 yılında sanayi için temin edilen su miktarının, % 46,9'u yeraltı sularından çekilmiştir. 

    Küresel İklim Değişikliği Türkiye’yi Kuraklıkla Vuracak: Küresel iklim değişikliğinin Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası’nı, en fazla kuraklık ve buna bağlı olarak susuzluk; tarımda ve turizmde gelir kaybı; orman yangınlarında artış; biyolojik çeşitliliğin kaybı şeklinde etkileyeceği öngörülmektedir. Tüm Akdeniz Havzası’nda yağışların son 25 yılda %20 azaldığı görülmektedir. 2025 yılına gelindiğinde Akdeniz Havzası’nda sıcaklıkların ortalama 0,7° - 1,6° arasında artacağı tahmin edilmektedir.

    Yaşam Kaynağı Sulak Alanlarımız Kuruyor: Sulak alanlar sağladıkları sayısız işlev ve değerle; yeryüzünün en önemli ekosistemleridir. Suyun kendi yatağında akma hakkını elinden alarak, çevresel ve sosyal etkilerini iyi hesaplamadan yaptığımız su altyapı yatırımları sulak alanlarımızın doğal yapısını değiştirmiştir. Türkiye’de son 40 yıl içerisinde yaklaşık 1.300.000 hektardan fazla sulak alan; kurutma, doldurma ve su sistemlerine müdahaleler nedeniyle ekolojik ve ekonomik özelliklerini yitirmiştir. Bu alanlar arasında; Amik Gölü, Avlan Gölü, Suğla Gölü, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış, Eşmekaya sazlıkları sayılabilir. Halen ülkemizin önemli sulak alanları da kuruma ve kirlenme tehdidiyle karşı karşıyadır.

    Türkiye’de Bütüncül ve Yenilikçi Su Yönetimi İhtiyacı: Türkiye’de “su” konusunda salt kullanıma yönelik talepleri karşılama anlayışından talep yönetimine geçilmesi şarttır. Su politikalarında; suyun doğduğu yerden son bulduğu yere kadar bu kaynağı ve sağladığı hizmetleri, kullananlar ve yönetenlerin ortak akıl oluşturarak planlama süreçlerine katıldığı bir anlayışa geçmek kaçınılmazdır. Bu yaklaşım, suyun farklı anlayışta, farklı kurumlarca sektörel ve parçacı yönetimi yerine bu eşsiz ve gittikçe azalan kaynağın bütüncül yönetimle verimliliğini sağlayacaktır.
    Paylaş